14-17 Kasım 2010 tarihlerinde İspanya’nın Malaga şehrinde gerçekleşen 13. Avrupa Cinsel Tıp kongresinde Avrupa Cinsel Sağlık Başkanı –ESDA Başkanı olarak İrem Hattat 2. kez seçildi.
İrem Hattat bu birliğin ilk kadın başkanı olarak 2 yıl daha görev yapacak. Bu görevi Fransızlara devretmesi beklenen İrem Hattat, yurtdışında sürdürdüğü başarılı organizasyonları nedeni ile bir ilki gerçekleştirerek Başkanlığını oybirliği ile devam ettiriyor.
Avrupa Cinsel Sağlık Birliği bünyesinde 12 ülkeyi bulunduran, özellikle telefon danışma hatları ile bugüne kadar 100.000 üzerinde kişiyle bire bir görüşerek cinsel sağlık konusunda danışmanlık yapan bir vakıf. Özellikle 14 Şubat Sevgililer Günü etkinlikleriyle adından sıkça bahsediliyor. İrem Hattat 2002 yılından beri Türkiye’de bu birliğin temsilcisi olan Aile Sağlığı Araştırma Derneği bünyesinde halkın cinsel sağlık konularında bilinçlendirilmesi üzerine çeşitli çalışmalarda bulunuyor. 2005’te Kopenhag Avrupa Cinsel Sağlık Kongresinde Sosyo-Kültürel Faktörlerin Kadınlar Cinsel Fonksiyon Sorunlarına Etkisi konulu araştırmasıyla birincilik ödülüne layık görülmüştü.
Başkanlığı süresince çifteri yakından ilgilendiren cinsel sorunların gündeme getirilmesi için çalışan İrem Hattat, her sene Avrupa’da görev yapan ürologlara yönelik tiyatrocular ve senaristler ile birlikte hazırladığı sempozyumlar ile yurtdışında adından sıkça söz ettirdi. Bu sempozyumlarda aktörlerle birlikte sahnede bir çiftin cinsel bir problemle doktora başvurması, çiftin kendi arasında yaşadığı tartışmalar, gerginlikler, doktora açılmakta zorlanmaları, kısacası gerçek hayattan bir kesit sergileniyor.İlk olarak Kadınların Cinsel Problemleri üzerine hazırladığı sempozyumda, isteksizlik ve orgazm sorunu olan bir kadın ve eşinin doktora başvurma sürecini konu olan İrem Hattat, 13. Avrupa Cinsel Tıp Kongresinde “Erken Boşalma Sırları” adında bir sempozyumla erken boşalma sorununu yaşayan bir çiftin hayatından bir kesit sundu.
İrem Hattat bu konuda şunları söyledi: “İnsanların günlük fiziki ve psikolojik performanslarındaki yetersizliğin başında gösterilen cinsel fonksiyon bozukluklarının aile sağlığı üzerindeki etkilerini göz önüne sermek ve çiftleri doktora yönlendirebilmek en önemli misyonumuz. Daha önce Türkiye’de Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin projesi ile İstanbul’un dışında kalan vatandaşlarımızı da bilinçlendirmeyi hedeflemiştik ve Adana, Gaziantep, Kayseri, İstanbul ve Bursa da sahnelediğimiz bir tiyatro ile seyircileri hem güldürmüş, hem de ülkemizde karşılaşılan sorunlar ve bunların tedavi yöntemlerini paylaşmıştık. Şimdi bu projeyi özellikle hekimlere yönelik sempozyumlarla Avrupa’ya taşıdık. Cinsel Sağlık her 10 hastadan ancak birinin hekime başvurduğu, konuşulması çok zor bir konu. İnsanlar genellikle cinsel fonksiyon problemlerini aile doktorlarıyla dahi konuşmaya cesaret edemiyorlar. Hatta bazıları doktorlarının onların bu sorunuyla ilgilenmediğini düşünebilirler. Yapılan araştırmalarda hastaların neredeyse 10′da 9′unun doktorlarına dahi bu sorundan bahsetmedikleri, 10′da 6′sının ise bu problemleri eşlerine bile açmadıkları tespit edilmiş. Oysaki cinsel fonksiyon bozukluklarının çok büyük sıkıntılara yol açabiliyor. Hastaların yüzde 21′i iktidarsızlıkları nedeniyle ilişkilerinin bittiğini söylüyor, hastaların yüzde 62′sinin özgüveni kayboluyor. Bu projelerle hem hastaları hem de hekimleri akılda kalıcı bir şekilde bu konuda bilinçlendirmeye özen gösteriyoruz.”
Türkiye’de cinsel konuları merak ediyorsanız www.cinselliksor.com sitesini ziyaret edebilir ve isim sorulmayan danışma hattı 0212 282 01 01 nolu telefona başvurabilirsiniz.
Kaynak; http://haber.mynet.com/detay/saglik/avrupanin-cinsel-sagligi-ona-emanet/543163
Tags: cinsel
Fiziksel anlamda, rahim, alt vajina ve genital bölge kaslarındaki cinsel gerilmenin rahatlamasına neden olan ritmik kasılmadır. Bazı kadınlar ise zihinsel hayal gücü ya da ruhsal bir deneyim yaşarlar.
Her kadının orgazm deneyimi farklı olduğu gibi, aynı kadın farklı deneyimler yaşayabilir. Orgazmın sayısı da kadından kadına farklılıklar gösteriyor. Bazı kadınlar bir kere orgazm ile kendilerini doyumlu hissederken, bazıları çoğul orgazm gereksinimi hissedebiliyor.
Orgazmın ortaya çıkmasını gerektiren “uyarılma” derecesi, kadından kadına ve kadının içinde bulunduğu koşullara göre değişiyor. Bazı kadınlar herhangi bir cinsel uyarı ile orgazm olurken, diğerleri yoğun ve uzun klitoral uyarılmaya ihtiyaç duyabiliyorlar.
Her cinsel ilişki orgazm ile sonuçlanmayabilir. Orgazm yaşanan her cinsellik yeterli doyum sağlamayabilir.
Cinsel ilişkinin ne kadar mutluluk verdiğini cinsel doyum belirler
Kadında Orgazm Bozukluğu
Sürekli ve tekrarlayan bir biçimde cinsel birleşme ile orgazm olamaması ya da çok nadiren olmasıdır.
Bazı kadınlar hayatları boyunca hiç orgazm olmamışlarken, bazısı da çok nadiren olabilmiştir. Bazı kadınlar mastürbasyonla orgazm olabilir ama cinsel birleşme sırasında orgazm olamazlar, bazı kadınlar ise hiç mastürbasyon yapmamışlardır.
Ne Sıklıkta Görülüyor?
Birçok araştırmada cinsel sorun nedeniyle başvurmamış kadınların %40-60‘ında orgazm bozukluğu saptanmıştır.
2003 yılında Richters tarafından yapılan bir araştırmada, cinsel işlev bozukluğu gösteren, yaşları 16-59 arasında değişen 9134 kadının %28.6‘sında orgazm bozukluğu olduğu görülmüş.
En çok orgazm bozukluğu yaşayan kadınların yaş aralığı 50-59 iken (%41.9) bunu 16-29 yaş aralığı izlemektedir (%29).
Hannover Üniversitesi’nde 600 öğrenci ile yapılan araştırmada %40‘ının ilişkileri boyunca orgazm olmadıkları halde orgazm taklidi yaptıkları saptanmış.
Yani dünyanın her yerinde aynı sorunla karşılaşabiliyoruz.
Nedenleri
CETAD (Cinsel Tedavi ve Araştırma Derneği) çalışmasına göre; çocukluğunda ve gençliğinde kendisini “iyi kız” olarak tanımlayan HER ON KADINDAN DOKUZU yetişkinlikte orgazm olamıyor.
Geleneksel kadın cinsel rolünü benimsemiş kadınların yaşadığı “iyi kız” sendromu, orgazm yaşamalarının önündeki en büyük engeli oluşturuyor.
Ülkemizde kadınlar cinsel haz alma ve doyuma ulaşmayı kendileri açısından çok önemsemezler. Eğer cinsel birleşme olabiliyorsa ve erkek açısından bir memnuniyetsizlik yoksa kadınlar da bir sorun yokmuş gibi davranmayı, hatta orgazm olabiliyormuş gibi taklit etmeyi tercih edebilmektedirler.
Kız çocukları yetiştirilirken, cinsellikle ilgilenmemeleri öğretiliyor, cinsellikle ilgilenmeleri ve cinsellik içeren aktiviteleri kınanıyor, kısıtlanıyor. Örneğin, mastürbasyon yapmaları istenmiyor ve hoş karşılanmıyor. Evlenene kadar kızlık zarını koruyup kollamaları, ilk gece eşlerine saklamaları tembihleniyor. Kendi genital yapısına dokunmak bir yana bakmaktan bile korkabiliyorlar.
Evlendikten sonra da bir görev gibi kadınlardan beklenen sadece eşlerine yanıt verebilir olmaları. Bu nedenlerle, kadınların önemli bir kısmı ön sevişme sırasında eşlerine çok az katılıyorlar veya hiç katılmıyorlar. Cinsel birleşme sırasında çoğu hareketsiz kalıyor. Cinsellik konusunda çiftler konuşarak iletişime geçmiyorlar. Kadınlar, erkeklere neyi cinsel olarak uyarıcı bulduklarını söylemekten kaçınıyorlar.
Yeteri kadar uyarılmadıklarında cinsel birleşmeyi reddedemiyorlar ve hazlarını arttıracak daha aktif tutum almaktan kaçınıyorlar.
Türkiye’de çalışan cinsel terapi uzmanlarının ortak görüşü orgazm olmama nedeni ile tedavi talebinin belirgin şekilde az oluşudur.
Bunun farklı nedenleri olabilir; cinsel sorunların kadınların öncelikli bir sorunu olmamasından, diğer sorunlardan sıra gelmemesinden, zaten keyifli bir cinsellik yaşıyor olup bir eksiklik hissetmemelerinden, nereye gideceklerini bilememelerinden, değişebileceğinden umutları olmamasından…
A- Organik Nedenler
Orgazm olabilme vajinanın boyutu, pelvis kaslarının gücü ile bağlantılı değildir.
Omurilik hasarı bulunan, vajinal girişin ve vajinal ameliyatlar dolayısıyla yapısının bozulduğu kadınlarda orgazm bozukluğu gelişebilir.
Şeker hastalığı ya da pelvis kanseri gibi kronik hastalıklar ya da menopoz daha çok cinsel uyarılmayı etkilemekte, ikinci derecede orgazmı olumsuz etkilemektedirler.
B- Psikolojik Nedenler
- Negatif beden imajı ve düşük benlik saygısı,
- Baba-kız ilişkisindeki olumsuzluklar,
- Geleneksel kadın cinsel rolünün dışına çıkamamak,
- Edilgenlik, çekingenlik,
- Kadının çift ilişkisindeki ikilemi,
- Kendini bırakma, kontrolünü yitirme korkusu,
- Bağımsızlığını ortaya koyma korkusu,
- Cinsellik konusundaki korkular,
- Eşe veya erkeğe yönelik olumsuz duygular.
Yaygın Yanlış İnanışlar
- Çiftler birbirini sevdikleri takdirde sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini de bilirler.
- Cinsel ilişki cinsel birleşme (koitus) demektir.
- Mastürbasyon zararlıdır.
- Cinsellik içgüdüseldir, öğrenilmez.
- Kadınlarda orgazm cinsel birleşme ile sağlanmalıdır.
- Mastürbasyonun cinsel güce zarar verici etkisi olabilir.
- Oral seks, olgunlaşmamışlığın göstergesidir ve güvensizdir.
- Sevişme her zaman doğal ve kendiliğinden olmalıdır, sevişme hakkında konuşmak ve düşünmek onu bozar.
- İstenmeyen gebelikleri önlemek, yalnız kadının sorumluluğundadır.
- İyi bir sevgili (eş),hemen her cinsel birleşmelerinde partnerine orgazm yaşatabilmelidir.
- Eşler birbirini sevdikleri takdirde sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini de bilirler.
- Çift için ”aynı anda orgazm” gerçekleştirilmesi gereken en önemli amaç olmalıdır..
- Klitoral uyarı ile orgazm olan ama cinsel birleşme sırasında orgazm olamayan kadınlar olgunlaşmamıştır
Yaşla Birlikte Orgazm Yetisinin Artışı
20’li yaşlarında fazla cinsel deneyimi olmayan kadınlarda cinsel birleşme ile orgazm olamamak oldukça yaygın.
50’li yaşlardan sonra ise yaş faktörü orgazma ulaşmada bir dezavantaja dönüşebiliyor.
Yaşlanmanın etkileri, menopoz, kronik hastalıklar nedeniyle yoğun ilaç kullanımları gibi etkenler uyarılma ve orgazmı olumsuz etkiliyor.
Aldatılmaya ya da aldatılma kuşkusuna bağlı gelişen öfke, cinsel hazzı ve uyarılmayı ciddi şekilde bozuyor.
Ayrıca, kadınların kendilerini cinsel hazza, uyarılmaya ve orgazma bırakabilmeleri için erkeklere göre daha fazla “güven” duygusuna gereksinimleri var.
Gerçek ya da muhtemel bir aldatma kuşkusu kadının güvenini zedelediğinden cinsel hazzını, uyarılmasını ve orgazm olmasını engelleyebiliyor.
Bazı kadınlar, özellikle medyadan etkilenip orgazmın “zevkten çıldırmak” gibi bir şey olduğunu ama kendilerinin bunu yaşamadığını düşünüp hayal kırıklığı ve buna bağlı küskünlükler yaşayabiliyor ve zamanla cinsel ilişkiden uzaklaşabiliyor.
Klitoral (Vajinal) Orgazm
Orgazmın vajinal ve klitoral biçimindeki ayırımı yapaydır. Orgazmın hem vajinal hem de klitoral bileşenleri vardır. Hatta ne klitoral ne de vajinal uyarı olmaksızın, fanteziler, düşler gibi psikolojik uyaranlarla ya da başka erojen bölgelerin fiziksel uyarısıyla da orgazm gerçekleşebilir.
Orgazmla İlgili Temel Bilgiler
- Yakın çalışmalar göstermiştir ki, kadın orgazmında klitoral uyarı önemlidir. Vajinal uyarılma yüksek derecede haz verdiği halde, belki de çoğu kadında orgazmı başlatmada katkısı daha azdır.
- Klitoral uyarılma yoğunluğu cinsel eylemin şekline göre değişir.En yoğunu doğrudan klitorisin uyarılması veya üzerine baskı uygulanmasıdır. Cinsel birleşme hafif bir klitoral uyarı sağlar, bu da orgazmı başlatmaya yetmeyebilir. Klitoris üzerine en yoğun baskı, kadının üstte olduğu pozisyonda gerçekleşir.
- Kadın orgazmının ortaya çıkmasını gerektiren uyarılma derecesi kadından kadına değişir, sadece bireyler arasındaki değişiklik söz konusu değildir, aynı kadın farklı zamanlarda farklı düzeylerde uyarılma gereksinimi hissedebilir.
- Kadınlar orgazm eşikleri konusunda farklılıklar gösterirler. Bazı kadınlar herhangi bir cinsel uyarı ile orgazm olurken, diğerleri yoğun ve uzun klitoral uyarılma gerektirir. Bazı kadınlar bir kere orgazm ile kendilerini doyumlu hissederken diğerleri üstüste orgazm gereksinimi duyabilir.
- Orgazm olabilme yaşla birlikte artar. 20′li yaşlarında fazla cinsel deneyimi olmayan kadınlarda cinsel birleşme ile orgazm olamamak çok yaygındır. Ancak ilerleyen yaş ve menopoz, hastalıklar ve ilaç kullanımlarının devreye girmesiyle birlikte özellikle 50′li yaşlardan itibaren yaş faktörü bir dezavantaja dönüşmeye başlar.
Tedavi
Orgazm bozukluğunda öncelikle bu soruna neden olan etken tanımlanmalı ve buna yönelik tedavi planlanmalıdır.
Uyarılma azlığı, yeterlı klitoral uyarılmanın olmadığı durumlarda ÇİFTİN CİNSEL TERAPİSİ ile sorun aşılmaya çalışılır.
Cinsel eşte erken boşalma varsa buna yönelik tedavi yapılır.
Organik ve psikiyatrik sorunlara bağlı olarak ortaya çıkan orgazm bozukluklarında benzer şekilde nedene yönelik tedavi orgazm sorununu da çözecektir.
İlaç kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan durumlarda kullanılan ilaç değiştirilebilir veya kesilebilir.
Cinsel terapiden sonuç alınamayan ya da ciddi kişilik sorunları, psikoseksüel gelişimin erken dönemlerine ait sorunların olduğu vakalarda daha başlangıçta DINAMIK YÖNELIMLI CINSEL TERAPI ya da UZUN SÜRELI TERAPI gerekeceği düşünülebilir.
Kaynak: Haber Antalya
Tags: orgazm
Vajinismus kadının vajina kaslarındaki istemsiz kasılmalar nedeniyle hiçbir şekilde cinsel ilişkinin gerçekleşemediği bir cinsel işlev bozukluğudur. Vajinismus için temel tanı kriteri vajinanın dış üçte birindeki kaslarda koitusu engelleyecek, yineleyici bir biçimde ya da istem dışı spazmın olması olarak tanımlanmıştır. Birçok olguda ağrı ya da ağrının olabileceğine ilişkin korku vajinismusun ortaya çıkması ve sürmesine neden olmaktadır. Bu yazıda, çocukluk çağında geçirilmiş cinsel travmaya bağlı olarak ortaya çıkan iki vajinismus olgusunun Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (Eye Movement Desensitization & Reprocessing-EMDR) tekniği ile tedavisi sunulacaktır. EMDR ağırlıklı olarak ruhsal travma tedavisinde kullanılan bir tedavi tekniğidir. EMDR tekniğinin etkinliği, travma sonrası stres bozukluğu, cinsel travma mağdurları gibi birçok grupta yapılan randomize kontrollü çalışmalarla gösterilmiştir. Her iki olguda da standart olarak sekiz aşamalı EMDR protokolü uygulanmıştır. 3 seanslık EMDR seansı sonrasında her iki olguda da hem kaygı düzeylerinde azalma, hem de cinsel ilişkiye yönelik işlevsel olmayan düşüncelerin ortadan kalktığı görüldü ve vajinismus sorunu ortadan kalktı. Bu çalışmada sunulan iki olgudan hareketle, travmanın neden olduğu vajinismus olgularında EMDR�nin alternatif bir tedavi tekniği olarak etkili olabileceği söylenebilir.
Tags: EMDR, travma, vajinismus